27 Nisan 2008 Pazar

: DL ve XT aynı sınıf aletler olmayıp bu yazının amacı da iki aleti kıyaslamak değildir. Sadece ikisi hakkındaki izlenimlerimi ardışık olarak yazıyorum. İsteyeneler kendi içinde kıyas yapabilirler.
DL650:

Gördüğünüz anda heyecan uyandıran, cüsseli ve çekici bir alet. Selesi oldukça rahat. Özellikle arka kısmı sürücüden yüksekte ve geniş olduğu için ardçının görüşünü arttırıp geziden daha çok keyif almasına olanak sağlıyor. Broşür ve dergilerde enduro-touring olarak geçse de aslında o bir touring. Sürücünün inadıyla orantılı olarak enduro da yapabilirsiniz ama bu yorucu bir tecrübe olur sizin için. Seleye ilk oturuşta önünüzdeki devasa kütle sizi ürkütebilir ama zemin asfalt olduğu müddetçe çok fazla vücut pozisyonu değişikliğine ihtiyaç duymaksızın hakimiyet duygusunu hissettiriyor. Koşullar biraz bozulduğunda önünüzdeki kütleyi kumanda etmekte zorluk yaşayabiliyorsunuz. Ayağa kalkıp öne eğilip ön tekeri görmeye çalışmak bile zor olabiliyor (arazide gereken manevralaradandır). Kullanıcıya göre değişmekle beraber, sürücü ve cam arasındaki mesafenin fazlalığından ötürü türbülans sorunu yaşanabiliyor (bu konunun çözümü için yapılabilecek şeyleri başka bir başlıkta anlatmıştım) 5500 ile 6000 devir/dakika aralığında yüksek frekanslı bir vibrasyon hissediliyor (bunun sebebi koruma demiri olabilir)

Konfor penceresinden bakınca amortisörleri satıh bozukluklarını sürücüye hissettirmeme açısından başarılı değil. Özellikle ön taraftan klonk sesini duymak çok sık karşılaşılan bir durum. Burada da çözüm daha yumuşak alaşımlı lastik seçimi olabilir çünkü üzerinde orijinal gelen bridgestone lastikler averajın altında yol tutuşu ve esneme kapasitesine sahip. Ancak bu dezavantaj düzgün asfalt yolda aletin naked motosiklet gibi kompakt davranıp yol tutmasını sağlayarak avantaja dönüşüyor. Motosikletin kalbi yani motoru çok keyifli ve verimli. 6. viteste vuruntu sıkıntısı yaşamadan 60km/h hızda gidilebildiği gibi 195km/h hıza da çıkılabiliyor ( V-Stromun sürat göstergesi yaklaşık %9 fazla gösteriyor) Camının ayarlanabilir olması bir avantaj ama sürücü ile arasındaki mesafeden dolayı ideal noktayı bulmak zor. Ayrıca diğer araçların bozduğu hava akımından fazlasıyla etkileniyor. Yan rüzgarlarda ise ön camın pozisyonundan bağımsız olarak gürültü ve kafa sallanmasıyla baş etmek zorunda kalıyorsunuz. Sakin kullanım ile uzuuun yolda 3,9lt/100km sarfiyatı yakaladım. Deli kullanımda da 6,8lt/100km sarfiyatı becerdim . 22,5 lt.lik deposu oldukça tatminkar menzil sunuyor. Metal depo, mıknatıslı tank çantası takma olanağı sağlıyor.
Aydınlatması başka hiç bir alette görmediğim ölçüde başarılı ama tavsiyem iki adet "OSRAM Cool blue" ampul alıp takmanız. Bu kadar ucuza böyle büyük başka bir değişim olamaz. Dikiz aynaları her devirde net görüş sağlıyor. Çok sağlıklı, kompakt bir alet olup rutin bakımını yaptığınız ve zincirini yağlı tuttuğunuz müddetçe gözünüz arkada kalmadan yol yapılacak bir alet.

XT660R:

Görünütüsünden de anlaşılacağı üzere tam bir enduro. İlk oturuşta yaylanma ve ön arka salınımıyla V-strom'da yaşanan zemin bozukluklarını hissetme sorununu birdaha asla yaşamayacağınızı anlıyorsunuz (benim tercihim). Selenin sertliği ve genişliği ideal ancak ardçı için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Arka kısmın dolgusu yetersiz ve öne meyilli olduğu için her frende sürücüye doğru kayma sorunu yaşanıyor ayrıca yolcu peglerinin yerleşimi de bir süre sonra diz ağrısına sebep olabiliyor(muş). Sele yüksekliği benim gibi boy özürlüler için yükseğe yakın.. (Beni birde DAKAR'da görün ) Muhtemelen tek silindir olmasından ötürü düşük devirlerde çok kararsız.. bir defa gaz yemeye başladığında ise gücünü doğrusal olarak hissettiriyor. Standart enduro dizaynının getirisi olarak kullanımı çok kolay, özellikle vücut hareketleri ve öne yakın oturuş ile siz ne isterseniz onu yapıyor. Rüzgar muhatabiyeti hat safhada.. 110km/h'in üzerindeki hızlarda göğsünüzdeki itme kuvvetini dengelemek için kollarınıza epey iş düşüyor. Bu rüzgar direnciyle baş edebilirseniz 170km/h hıza kolaylıkla ulaştığını görüyorsunuz. Aksesuar tur camı, rüzgarın baskısını omuzlarınızdan kaldırıyor ama bu defa da türbülansın yarattığı kafa sallama ve gürültü sorunu başlıyor. Kendi adıma, herhangi bir saptırıcıya değmemiş temiz hava akımını tercih ederim. Dikiz aynaları arkada olup bitenler hakkında ancak fikir sahibi olmanızı sağlıyor.. Ayna içi denge ağırlıklarının yetersiz olduğunu düşünüyorum.
Vibrasyon, motosikletin tabiatı gereği var ama özellikle KTM LC4 tecrübemden sonra söyleyebilirimki adını anmaya bile değmez.

Yakıt sarfiyatı V-Strom'dan biraz daha fazla.. ( net ölçüm yapamadım ). Her şeyi iyi güzel hoş olmakla beraber şasi altından geçen çift egzoz borusu enduro başlığı altındaki bir motosiklet için tam anlamıyla tasarım hatası. Aynı motoru kullanan Aprilia pegaso X-trail'deki gibi 2in1 şeklinde iki çıkışı birleştirip motorun yanından döndürüp arkaya geçirseler çok daha kullanışlı olurdu. Bu bahsettiğim modifikasyon yapılabiliyor, Akrapoviç'te bu kit mevcut ama astarı yüzünden pahalıya gelecek bir sistem.
Son toplamda kullanımı çok keyifli ve yetenekli bir alet. İki kiş olmasa da tek kişi için yaşanılacak bir motosiklet.

Toplist
Pagerank Google Pagerank Checker Toplist Kaliste.NET